>> Galeri
>> Grafik/Tasarım
>> Yağlıboya
>> Karikatür
>> Baskı Teknikleri
>> Desen
 
 
       Günümüzde teknolojinin ulaştığı boyut, zaman ve mekânı insanların kullanımına üst boyutta sunar. Yaşamın her alanındaki bu yenilenmeler birbirlerine bağlı olarak, getirdiği yenilik ve özgürlükler kadar da, kısıtlamalar sunmaktadır. Teknolojideki bu hızlı gelişim insan hayatını da olumsuz etkilemekte, mükemmeliyetçilik ve kuralcılık baskın hal almaktadır. Dünyanın yaşadığı sanayileşme, teknolojik gelişim ve buna bağlı olarak gelişen şehircilik kültürü, oluşan büyük sermayeler ve kapitalist sistem, politika, vb insanın sosyal hayatında yıpratıcılığı da beraberinde getirmekte. Tüm bu gelişmeler ise günümüz insanının sanata bakış açısını etkileyip, biçimlendiren gelişmelerdir.
       Bu gelişmeler günümüz insanını psiko- sosyal sorunlara karşı bir çözüm arama durumuna zorlamıştır. Daima güzeli arayan insanoğlu, bu amaçla; Ruhun terbiyesi ve olgunlaşması, günümüz karmaşasından sıyrılması, tekdüze ve monoton bir hayat tarzından kurtulması için, sanatı kendisine bir kurtuluş yolu olarak benimsemektedir. Böylelikle insan duyarlılığının karmaşık ürünleri olan, insan özgürlüğünün haklarını arayan sanat-sanat eserleri, kimi kalıpları zorlayarak aşar, onların nitelik olarak üstün, yoğun yeni seviyelere ulaşmasını sağlar. Şeref Bigalı, Aristo’nun yaratıcı zekâsı, sezgi ve kavrayış kabiliyetindeki üstün kudreti; her hadiseyi, analiz ve senteze bağlar ve şöyle der: “tabiatta kanunlar vardır; düşünce onları keşfe muktedirdir.” Ona göre akıl, mutluluğun anahtarıdır.
        Eşya karşısında şu sanat gerçeğini haykırır: eşya maddi gücünü kaybetmesi derecesinde hafiflik, kalbe yakınlık ve mükemmellik kazanır. “her insanda, yaradılıştan bilmek ve öğrenmek isteği vardır. Duyuların içinde en faydalı olan, her şeyi ayırt eden gözdür” görerek bilgi topladığımızı söyler. (*1)
       Sanat; “insan zekâsının doğayı işlemesi, kendi amaçlarına göre onu etkilemesidir” diye tanımlanmakla birlikte Aytaç, “genel olarak sanat, insanların, doğa karşısındaki duygu ve düşüncelerini çizgi, renk, biçim, ses, söz ve ritim gibi araçlarla güzel ve etkili bir biçimde, kişisel bir üslupla ifade etme çabasından doğan ruhsal bir faaliyettir” diye tanımlamıştır. (*2)
Binlerce yıl süre gelen kazanımlarla ortaya çıkan ve insanlığın sadece takdir ederek değil, bireysel olarak katılımını sağlayarak, eski ve yeni kültür formlarını geleceğe taşımıştır. Tarihin her çağında insan, bir şekilde sanatı kullanmış birçok sanatların doğmasına neden olmuştur. Yaşam karmaşası içindeki insan, yaptığı gündelik-rutin işlerinin yanı sıra, güzellik duygusunun tatmini içinde zekâsını kullanmaktadır. Temelde benzer sonuçlar ortaya koyan ama farklı ifadelerle betimlenen sanat sınıflamasını Ayla Ersoy şöyle yapmıştır.
      1) Maddeye biçim veren plastik sanatlar: Mimari, resim, heykel, kabartma; plastik sanatlar göze hitap ettiği için görsel sanatlar,
      2) Ses ve söze biçim veren fonetik sanatlar: Edebiyat ve müzik sanatlarını kapsar. Daha çok kulağa hitap ettiği için işitsel sanatlar,
      3) Harekete biçim veren ritmik sanatlar: Dans, bale ve sportif oyunlardan oluşmaktadır. (*3) 
      Sanatı bu kalıplar içersinde sınırlandırmak ya da belli bir kalıp içersinde tanımlamak yanlış olacaktır. Sanat uygulama alanları ile değişik işlevleri de bulunmaktadır. Bu işlevler;
     1-Bireysel işlevler
     2-Toplumsal işlevler
     3-Kültürel işlevler 
     4-Ekonomik işlevler
     5-Eğitimsel işlevler olarak sıralayabiliriz. 


 

        Bunların en temelde olanlar bireysel (biyopisişik) işlevlerdir. Çünkü sanatın diğer tüm işlevleri bireysel işlevler üzerine kurulur, bireysel işlevlere dayanır ve temellenir. Bireysel işlevler gerçekleşmeksizin diğer işlevler gerçekleşemez. Eğitimsel işlevler ise diğer tüm işlevlerle ilişkilidir. Çünkü işlevi ne olursa olsun sanat özünde eğitselbir nitelik taşır.(*4)
       Sanat bir zekâ ürünü olarak sadece insana özgüdür. İnsanla nesnel gerçeklik arasındaki güzele ulaşma çabası olarak, hoşa giden uyumlar yaratma çabasıdır. Yani sanatla insan kendisini ifade etmektedir.
       Gadner ve ekibine göre, insanlar var olduklarından beri en az sekiz değişik öğrenme ve bilme biçimi bulmuşlardır. Bu öğrenme biçimleri;
       1- Sözel-dilsel zekâ,
       2- Mantıksal- Matematiksel Zekâ,
       3- Görsel- Uzamsal Zekâ,
       4- İçsel Zekâ,
       5- Sosyal –Kişilerarası Zekâ,
       6- Müziksel- Ritmik Zekâ,
       7- Doğaya Dönük Zekâ,
       8- Bedensel- Kinetiksel Zekâ. (*5)
       Çoklu zekâ kuramına göre bu sekiz tür zekâ eşit değerdedir. Biri diğerine göre daha değerli değildir. Ancak, bir veya birkaç zekâ diğerine nazaran daha fazla gelişmiş olabilir.
Görsel- Uzamsal Zekâ; Bu tür zekâ alanı, bir bireyin objektif olarak gözlemleme veya görsel ve uzaysal fikirleri grafiksel olarak sergileme kabiliyetlerini içerir. Bu zekâya sahip olan insanlar, renge, çizgiye, şekle, biçime, uzaya ve bu olgular arasındaki ilişkilere karşı aşırı duyarlıdırlar. Bu kişiler varlıkları veya olguları görselleştirerek veya renklerle ve resimlerle çalışarak en iyi şekilde öğrenirler. Bu zekâsı kuvvetli olan bir öğrenci;
      1- Haritaları, çizelgeleri ve diyagramları yazılı materyallerden daha kolay okur.
      2- Sanat içerikli etkinlikleri sever.
      3- Arkadaşlarına oranla daha çok hayal kurar.
      4- Yaşına göre yüksek düzeyde beceri gerektiren figürleri ve resimleri çizer.
      5- Filmleri, slâytları ve diğer görsel sunuları izlemeyi tercih eder.
      6- Bulmaca çözmekten hoşlanır.
      7- Renklere karşı çok duyarlıdır.
      8- Resimli yayınlardan daha çok hoşlanır.
      9- Elinde bulunan materyallere bir şeyler çizer.
      10- Daha önce gittiği yerleri kolay hatırlar.
      11- Yaşına göre ilginç üç boyutlu yapılar veya modeller oluşturur.
      12-Okurken kelimelere oranla resimlerden daha çok öğrenir.
      13-Varlıkların görsel imgelerini çok iyi çizer.(*6)
       Uzamsal zekâdaki yeteneğimiz üç boyutlu bir nesnenin şekil ve görüntüsünü ne kadar hayal ettiğimizle ilgilidir. Önemli unsur, nesneyi görmeden zihinde canlandırma ve ayrıntıları fark edebilmektir. Zihnimizde oluşan görüntünün çok açıdan yorumlanabilmesi ve detayların tespit edilmesidir. Perspektif ve rakusi bilgileri imgeselden simgesele dönüşür. Görsel objeler tanımlanır ve analiz edilir. Uzamsal zekâ görsel düşünme (imge) ve şekil/uzay özelliklerini şekil ve grafiklerle (simge) ifade etme, çizme, boyama, şekil verme, hacimsel inşa oluşturma gibi davranışları kapsar.
       Görsel zekânın temel özelliklerinde yukarıda belirtildiği gibi; etkin hayal gücü tasarım aşamasında son derece önemli bir yer tutmaktadır. Orijinal fikir ve icatlarla ortaya konulabilinecek ürünler için bu hayal gücü temel üretimin kaynağıdır. Zihin sürecinde oluşacak olan bu görüntülerin, (görüntülerin hayalinizde oluşturulabilmesi) çok sayıda ve hızlı bir şekilde oluşması, beyninde yaratıcı gücünü ortaya koymaktadır. Beyinde oluşan bu imgeler, bireyin nesneler arasındaki ilişkileri de algılayabilme ve çarpıcı bir anlayışla ortaya koymasıdır.
Görsel sanatlar alanında eserler üreten bireyler için en önemli süreç bu zihinsel tasarım aşamasıdır. Bu nedenle görsel sanatlarda, zihinsel aktivenin de önemli bir süreç olduğu bilinmelidir. Renkli resim çalışmaları, üç boyutlu inşa çalışmaları, grafik tasarımlar, karikatür, çizgisel çalışmalar vb. gibi imgenin simgeselleşmesi bir zihinsel aktivedir. Böylece sanat eseri üretmenin bir zekâ etkinliği olduğunu, öğrenilebildiğini ve öğretilebilineceğini de belirtiriz.
       Görsel zekâ, insan beyninin ilk tepki ( yeni doğan bebeğin ilk olarak anne- babasını tanıması ve ilk anlam verebileceğimiz resim çizimlerinde insan yüzü çizmesi) alanını da oluşturmaktadır. Beyin doğuştan itibaren görüntüler ve resimlerle ilgilenir ve düşünür. Görsel zekâ çevresindeki görsel (nesnel) her şeyle ilgilenir ve yorumlar. Zihinsel olarak hayal dünyasının derinliklerinde bir hazine olarak, imgesel ve simgesel kompozisyonlar için saklar.
Sanat, bakış açımıza ve iç dünyamızın sorun ve sorunsuzluğuna göre yaşamımızın ta kendisidir. Bireyin yaşamındaki her evre, uygun bir atmosfer oluşturulabildiğinde sanatla iç içe yer alır.

      Ş. ŞEYİHOĞLU / 2007




Kaynakça:
*1 Bigalı, Şeref. Resim Sanatı s.3, Türkiye iş Bankası Kültür Yayınları, 1999 Ankara
*2 Aytaç, Çetin. Sanat ve Uygarlık, s.11–12,dizgi ve baskı, Bizim Büro, 1981 Ankara
*3 Ersoy, Ayla. Sanat Kavramlarına Giriş, 1995 İstanbul 
*4 MEB, İlköğretim Sanat Öğretimi –b2-s5–6, 2000 Ankara
*5(http://ogrenci.hacettepe.edu.tr/~b0122202/Inetpub/wwwroot/mehmetcik/egitimogretim/zeka.htm)
*6 Çoklu Zeka Alanları Kuramı ve Uygulamaları -( http://bilimhaberleri.blogcu.com/Coklu Zeka Kurami Mi Theory/)
 


                                               

 


         Copyright (c) 2005
suayipseyihoglu@gmail.comAll rights reserved.
 
 
Ana Sayfa